
Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla yeni bir trend oluşmaya başladı; anketler üzerinden seçim sonuçları tahmini. Elbette ki anket meselesi çok öncesinde vardı; fakat sosyal medya sayesinde kazandığı yayılma hızıyla geniş kitlelerde görünürlük ve etki kazandı. Öyle ki CHP Genel Başkanı Özgür Özel anketleri kaynak göstererek kendilerini ülkenin birinci partisi ve tartışmasız potansiyel iktidar adayı olarak ilan etmekten geri durmuyor. Peki anketler gerçekten geleceği mi görüyor?
Merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Türk Siyasetine miras kalan çok önemli sözleri vardır. ‘’Dünkü Güneşte bugünkü çamaşır kurutulmaz’’ cümlesi basit görünse de derin mesajlar içeren cümlelerinden biri. Demirel’in işaret ettiği gerçek, anketler konusunda da karşımıza çıkıyor. Tamamen doğru olduklarını kabul etsek dahi anketler seçim dönemini ya da sandık aşamasını değil bugünü anlatıyor. Bu realite Türkiye’de son genel seçimlerde de tecrübe edildi. Eğer pandemi sonrası dönemin kayıtlarını, 2020-23 ilk ayları arası anketleri incelerseniz Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın muhalefet adayına karşı şansı olmadığına inanacağınız anket sonuçlarıyla karşılaşmanız muhtemeldi. Muhalif kamuoyu anketlere o kadar güveniyordu ki, adeta ‘’aday’’ değil bir sonraki cumhurbaşkanını belirlediklerini düşünüyorlardı. Fakat seçim sathı mahalline girildikçe değişen hava ile sonuç beklediklerinin tam aksi oldu. Özellikle pandemi sonrası yaşanan ekonomik buhran, soğuma ve durgunluğun etkilerini silmeye yönelik ‘’düşük faiz/yüksek para dönüş hızı/yüksek istihdam’’ politikası yan etkisi enflasyona rağmen piyasalara olumlu etki etti. Neticede 2023 Seçimleri formaliteden ikinci tura kalan; ama ilk turda Cumhur İttifakı lehine biten bir seçime dönüştü.
Aslında anketlerin durumu sadece bizde değil, Dünya’da da benzer şekilde. 2016 ABD Seçimlerinde ne Jeb Bush ile Bush ailesinin doğrudan katıldığı cumhuriyetçilerin ön seçimlerinde ne de Hilary Clinton’a karşı genel seçimlerde Donald Trump’a şans verilmiyordu. The Economist dahil bütün büyük yayın organları ABD’nin ilk kadın başkana hazırlandığını kapağa taşıyordu. Clinton’ın ABD’nin en büyük umudu olduğu yazılıyor, seçimi kazanmış gibi nasıl bir toparlama programı yapacağı tartışılıyordu ; zira seçime saatler kalan yapılan anketler bile Clinton’ı ABD Başkanı ilan etmişti. Sonuç benzer şekilde anketlere güvenenler adına hüsrana döndü. Trump ezici bir zafer kazandı. Yine ABD Seçimlerinde; seçim sathı mahalline girilmeden yapılan anketlerde partilerinin ön seçimlerinden birinci çıkan adayların ön seçim dönemi adının bile duyulmadığını görüyoruz. Örneğin; South Bend belediye başkanı Pete Buttigieg 2020 yılında ABD Başkan aday adayı olmuştu. Eşcinsel bir eski deniz piyadesi olan ve adaylığın güçlü favorisi gibi görülen Buttigieg sandık yaklaştıkça etkisizleşti ve Joe Biden’a destek açıklayarak adaylıktan çekildi. Biden Döneminde Ulaştırma Bakanı olarak kariyerine devam etti.
Elbette ki anketleri görmezden gelelim, yok sayalım, umursamayalım değil. Bize önemli veri setleri sunabilir; ama resmin tamamı değil parçası olarak görülürse. Demirel’in yazının girişini yaptığımız sözünün işaret ettiği üzere siyasette sadece bugünkü verilerle yarın okunmaz. Sandığın psikolojisi farklıdır, ekonomisi farklıdır, sosyolojisi farklıdır, sandığa giden seçmenin pusula başındaki hisleri bile farklıdır. Kaldı ki daha farklı rakamları da değerlendirmeye katmak mühim. Eski Merkez Bankası Baş Ekonomisti Hakan Kara 20 Şubat 2026’da attığı twitinde buna değiniyor. Tüketici Güven İndeksinin %87,5 civarına geldiğini belirten Kara, bu yüzdenin 90’ı geçtiğinde iktidar partilerinin genelde seçimi kazandığını vurguluyor.
Merhum Demirel ile açtık, yine öyle kapatalım. Demirel’in bir diğer ünlü sözüdür; “Siyasette 24 saat çok uzun bir süredir”. 2027 sonunda ya da 2028 ortasında yapılması ön görülen seçimler için bugünden konuşmak biraz farazi. Hele ki etrafımızda ciddi ateş çemberi varken. Ama şahsi siyasi okumam bana şunu gösteriyor; ülkemiz adına Allah korusun ciddi bir sıkıntı (kur krizi, ittifak içi çatırdama, patlayan enflasyon, milli güvenlik krizi vs.) yaşanmadığı sürece Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli liderliğindeki Cumhur İttifakı, 2023’den bile daha az çekişmeli geçmesi muhtemel bir seçim süreciyle bir dönem daha Türkiye’yi yönetecek. Uluslarası yatırım kuruluşları da büyük ölçüde benzer fikirde. FT, Bloomberg, HSBC gibi yatırım kuruluşları son 1-1,5 yıldır yaptıkları analizlerde Türkiye’de 2023 kadar yüksek bir seçim ekonomisi beklemediklerini belirtiyorlar. Ortak noktaları; Cumhur İttifakı’nın sandıkta zorlanacağı bir seçim olmama ihtimalinin yüksek olması.
Yazımı kapatırken bütün İslam Aleminin mübarek Ramazan Bayramını tebrik eder; Allah’dan barış ve afiyet dilerim.


