Venezuela’da Kurulan Hristiyan Devlet

Son zamanların önemli konularından biri olan VENEZUELLA hızla unutturulmaya başladi.Çünkü burada SOSYALİST bir düzen varken çaktirmadan HİRİSTİYAN BİR DEVLET kuruldu.Şimdi bunu biraz inceleyelim….
Venezuela’nın dini yapısı, Latin Amerika’nın genelinde olduğu gibi Katolik Hristiyanlık etrafında şekillenmiştir. Ancak ülkede hem geleneksel tarikatlar hem de son yıllarda yükselişe geçen yeni dini hareketler ve cemaatler oldukça etkilidir.
Venezuela’daki dini yapı ve etkili grupları şu başlıklar altında toplayabiliriz:
1.⁠ ⁠Katolik Tarikatları ve Cemaatleri
Nüfusun yaklaşık %70-80’i kendisini Katolik olarak tanımlar. Katolik Kilisesi, özellikle eğitim ve sosyal yardım alanında çok güçlüdür.

  • Cizvitler (Jesuits): Ülkedeki en etkili gruplardan biridir. Özellikle eğitim kurumları (UCAB Üniversitesi gibi) ve sosyal adalet projeleriyle tanınırlar.
  • Opus Dei: Siyasi ve ekonomik elitler arasında daha yaygın olan, muhafazakar bir yapıdır.
  • Salesianlar: Gençlik eğitimi ve teknik okullar konusunda uzmanlaşmışlardır.
    2.⁠ ⁠Yükselen Evanjelik ve Protestan Cemaatler
    Son yıllarda Venezuela’da Katoliklikten ayrılanların büyük çoğunluğu Evanjelik kiliselere yönelmiştir. Nüfusun %15-20’sini oluştururlar.
  • Pentekostallar: En hızlı büyüyen gruptur. Özellikle yoksul mahallelerde (barrios) yoğun bir sosyal ağa ve duygusal ibadet biçimlerine sahiptirler.
  • Yehova Şahitleri ve Mormonlar (LDS): Ülkede küçük ama oldukça disiplinli ve görünür topluluklardır.
    3.⁠ ⁠Senkretik İnanışlar ve “Halk Tarikatları”
    Venezuela’ya özgü, Afrika kökenli inanışlarla Hristiyanlığın karışımı olan yapılar toplumsal hayatta çok derindir.
  • Maria Lionza Kültü: Venezuela’nın yerli, Afrika ve Avrupa miraslarını birleştiren, devasa bir takipçi kitlesine sahip mistik bir harekettir. Siyasi liderlerden sıradan vatandaşa kadar geniş bir kesim tarafından ziyaret edilen ayinleri ve spiritüel merkezleri vardır.
  • Santería: Küba kökenli olsa da Venezuela’da çok yaygındır. “Babalawo” denilen ruhani liderler toplumda saygın bir yere sahiptir.
    4.⁠ ⁠İslam Cemaati
    Venezuela’da yaklaşık 100.000 civarında Müslüman yaşamaktadır. Çoğunluğu Lübnan, Suriye ve Filistin kökenlidir.
  • Şeyh İbrahim el-İbrahim Camii (Caracas): Latin Amerika’nın en büyük ikinci camisidir ve cemaatin merkezidir.
  • Margarita Adası: Ülkedeki Müslüman nüfusun ve ticari etkinliğin en yoğun olduğu bölgelerden biridir. Sünni ve Şii cemaatler barış içinde bir arada yaşamaktadır.
    5.⁠ ⁠Siyasi Etki
    Venezuela’da dini gruplar sadece inanç sistemi değil, aynı zamanda siyasi birer aktördür.
  • Katolik Kilisesi (CEV): Genellikle hükümete (Chavista yönetimi) muhalif bir duruş sergiler.
  • Evanjelik Gruplar: Hükümetle daha pragmatik ilişkiler kurabilmektedirler; bazı Evanjelik liderler siyasi partiler kurarak parlamentoda temsil edilmiştir.
    Venezuela’da dini yapıların siyasi olaylar üzerindeki etkisi, özellikle son yıllarda yaşanan gerilimlerde oldukça belirgin hale gelmiştir. Ocak 2026 itibarıyla yaşanan güncel gelişmeler (Maduro’nun ABD tarafından bir operasyonla alınması iddiası/olayı bağlamında) dini grupların rolünü şu şekilde analiz edebiliriz:
    1.⁠ ⁠Evanjelik Gruplar: İkiye Bölünmüş Bir Destek
    Evanjelik cemaatler, bu süreçte en aktif ve en tartışmalı rolü üstlenen kesim olmuştur.
  • ABD Destekçisi Kanat: Özellikle ABD’de yaşayan Venezuela kökenli Evanjelik liderler ve Trump yönetimine yakın olan Evanjelik danışmanlar, Maduro’nun görevden alınmasını “ilahi bir müdahale” ve “özgürleşme” olarak nitelendirmişlerdir. Bu gruplar, ABD’deki siyasi lobicilik faaliyetleriyle operasyonun zeminini hazırlayan kamuoyu desteğini sağlamıştır.
  • Maduro Destekçisi Kanat: Venezuela içindeki bazı Evanjelik gruplar ise Maduro hükümetinden aldıkları sosyal yardımlar ve devlet destekli programlar (“İyi Çoban” programı gibi) nedeniyle hükümete sadık kalmıştır. Ancak bu destek, dış müdahale karşısında askeri veya siyasi bir direnç oluşturmaya yetmemiştir.
    2.⁠ ⁠Katolik Kilisesi: Kurumsal Muhalefet
    Katolik Kilisesi, Venezuela’da geleneksel olarak Maduro yönetimine en sert eleştirileri getiren kurumdur.
  • Meşruiyet Tartışması: Venezuela Piskoposlar Konferansı (CEV), yıllardır Maduro yönetimini “tiranlık” olarak adlandırmış ve halkı sivil itaatsizliğe çağırmıştır. Kilise, doğrudan bir askeri operasyonun içinde yer almasa da, Maduro’nun ulusal ve uluslararası meşruiyetini zayıflatarak dış müdahale için uygun bir sosyal iklim oluşturmuştur.
  • Vatikan’ın Tutumu: Papa ve Vatikan, olay sonrasında “insani endişe” ve “barış” çağrısı yapsa da, yerel piskoposların Maduro karşıtı tavrı halk üzerindeki etkisini korumuştur.
    3.⁠ ⁠”Halk Tarikatları” ve Manevi Koruma
    Venezuela siyasetinde sanılanın aksine mistik yapılar da önemli yer tutar.
  • Manevi Zırh İnanışı: Maduro ve selefi Chavez, Maria Lionza kültü ve Santería gibi yerel inançlara olan yakınlıklarıyla bilinirdi. Halk arasında, bu “tarikatların” liderleri manevi olarak koruduğuna dair güçlü bir inanış vardı. Maduro’nun yakalanması, bu grupların manevi korumasının “kırıldığı” veya “etkisiz kaldığı” şeklinde bir toplumsal algı yaratmıştır.
    4.⁠ ⁠Dini Grupların Rolünün Özeti
    | Grup | Rolü | Tutumu |
    |—|—|—|
    | Evanjelikler (ABD) | Siyasi Lobicilik | Operasyonu “Tanrı’nın zaferi” olarak gördüler. |
    | Katolik Kilisesi | Meşruiyet Kaybı | Hükümetin ahlaki ve hukuki zeminini sarstılar. |
    | Yerel Tarikatlar | Psikolojik Etki | Halkın bir kesiminde Maduro’nun “dokunulmaz” olduğu algısını yıktılar. |
    Sonuç olarak: Cemaat ve tarikatlar bu operasyonu bizzat “yapan” güçler değildir; ancak operasyonun hem sosyal meşruiyetini (Katolikler aracılığıyla) hem de siyasi motivasyonunu (ABD’deki Evanjelik lobisi aracılığıyla) sağlayan temel taşlar olmuşlardır.
    Venezuela’da dini yapıların siyasi olaylar üzerindeki etkisi, özellikle son yıllarda yaşanan gerilimlerde oldukça belirgin hale gelmiştir. Ocak 2026 itibarıyla yaşanan güncel gelişmeler (Maduro’nun ABD tarafından bir operasyonla alınması iddiası/olayı bağlamında) dini grupların rolünü şu şekilde analiz edebiliriz:
    1.⁠ ⁠Evanjelik Gruplar: İkiye Bölünmüş Bir Destek
    Evanjelik cemaatler, bu süreçte en aktif ve en tartışmalı rolü üstlenen kesim olmuştur.
  • ABD Destekçisi Kanat: Özellikle ABD’de yaşayan Venezuela kökenli Evanjelik liderler ve Trump yönetimine yakın olan Evanjelik danışmanlar, Maduro’nun görevden alınmasını “ilahi bir müdahale” ve “özgürleşme” olarak nitelendirmişlerdir. Bu gruplar, ABD’deki siyasi lobicilik faaliyetleriyle operasyonun zeminini hazırlayan kamuoyu desteğini sağlamıştır.
  • Maduro Destekçisi Kanat: Venezuela içindeki bazı Evanjelik gruplar ise Maduro hükümetinden aldıkları sosyal yardımlar ve devlet destekli programlar (“İyi Çoban” programı gibi) nedeniyle hükümete sadık kalmıştır. Ancak bu destek, dış müdahale karşısında askeri veya siyasi bir direnç oluşturmaya yetmemiştir.
    2.⁠ ⁠Katolik Kilisesi: Kurumsal Muhalefet
    Katolik Kilisesi, Venezuela’da geleneksel olarak Maduro yönetimine en sert eleştirileri getiren kurumdur.
  • Meşruiyet Tartışması: Venezuela Piskoposlar Konferansı (CEV), yıllardır Maduro yönetimini “tiranlık” olarak adlandırmış ve halkı sivil itaatsizliğe çağırmıştır. Kilise, doğrudan bir askeri operasyonun içinde yer almasa da, Maduro’nun ulusal ve uluslararası meşruiyetini zayıflatarak dış müdahale için uygun bir sosyal iklim oluşturmuştur.
  • Vatikan’ın Tutumu: Papa ve Vatikan, olay sonrasında “insani endişe” ve “barış” çağrısı yapsa da, yerel piskoposların Maduro karşıtı tavrı halk üzerindeki etkisini korumuştur.
    3.⁠ ⁠”Halk Tarikatları” ve Manevi Koruma
    Venezuela siyasetinde sanılanın aksine mistik yapılar da önemli yer tutar.
  • Manevi Zırh İnanışı: Maduro ve selefi Chavez, Maria Lionza kültü ve Santería gibi yerel inançlara olan yakınlıklarıyla bilinirdi. Halk arasında, bu “tarikatların” liderleri manevi olarak koruduğuna dair güçlü bir inanış vardı. Maduro’nun yakalanması, bu grupların manevi korumasının “kırıldığı” veya “etkisiz kaldığı” şeklinde bir toplumsal algı yaratmıştır.
    4.⁠ ⁠Dini Grupların Rolünün Özeti
    | Grup | Rolü | Tutumu |
    |—|—|—|
    | Evanjelikler (ABD) | Siyasi Lobicilik | Operasyonu “Tanrı’nın zaferi” olarak gördüler. |
    | Katolik Kilisesi | Meşruiyet Kaybı | Hükümetin ahlaki ve hukuki zeminini sarstılar. |
    | Yerel Tarikatlar | Psikolojik Etki | Halkın bir kesiminde Maduro’nun “dokunulmaz” olduğu algısını yıktılar. |
    Sonuç olarak: Cemaat ve tarikatlar bu operasyonu bizzat “yapan” güçler değildir; ancak operasyonun hem sosyal meşruiyetini (Katolikler aracılığıyla) hem de siyasi motivasyonunu (ABD’deki Evanjelik lobisi aracılığıyla) sağlayan temel taşlar olmuşlardır.
    Venezuela’da dini yapıların siyasi olaylar üzerindeki etkisi, özellikle son yıllarda yaşanan gerilimlerde oldukça belirgin hale gelmiştir. Ocak 2026 itibarıyla yaşanan güncel gelişmeler (Maduro’nun ABD tarafından bir operasyonla alınması iddiası/olayı bağlamında) dini grupların rolünü şu şekilde analiz edebiliriz:
    1.⁠ ⁠Evanjelik Gruplar: İkiye Bölünmüş Bir Destek
    Evanjelik cemaatler, bu süreçte en aktif ve en tartışmalı rolü üstlenen kesim olmuştur.
  • ABD Destekçisi Kanat: Özellikle ABD’de yaşayan Venezuela kökenli Evanjelik liderler ve Trump yönetimine yakın olan Evanjelik danışmanlar, Maduro’nun görevden alınmasını “ilahi bir müdahale” ve “özgürleşme” olarak nitelendirmişlerdir. Bu gruplar, ABD’deki siyasi lobicilik faaliyetleriyle operasyonun zeminini hazırlayan kamuoyu desteğini sağlamıştır.
  • Maduro Destekçisi Kanat: Venezuela içindeki bazı Evanjelik gruplar ise Maduro hükümetinden aldıkları sosyal yardımlar ve devlet destekli programlar (“İyi Çoban” programı gibi) nedeniyle hükümete sadık kalmıştır. Ancak bu destek, dış müdahale karşısında askeri veya siyasi bir direnç oluşturmaya yetmemiştir.
    2.⁠ ⁠Katolik Kilisesi: Kurumsal Muhalefet
    Katolik Kilisesi, Venezuela’da geleneksel olarak Maduro yönetimine en sert eleştirileri getiren kurumdur.
  • Meşruiyet Tartışması: Venezuela Piskoposlar Konferansı (CEV), yıllardır Maduro yönetimini “tiranlık” olarak adlandırmış ve halkı sivil itaatsizliğe çağırmıştır. Kilise, doğrudan bir askeri operasyonun içinde yer almasa da, Maduro’nun ulusal ve uluslararası meşruiyetini zayıflatarak dış müdahale için uygun bir sosyal iklim oluşturmuştur.
  • Vatikan’ın Tutumu: Papa ve Vatikan, olay sonrasında “insani endişe” ve “barış” çağrısı yapsa da, yerel piskoposların Maduro karşıtı tavrı halk üzerindeki etkisini korumuştur.
    3.⁠ ⁠”Halk Tarikatları” ve Manevi Koruma
    Venezuela siyasetinde sanılanın aksine mistik yapılar da önemli yer tutar.
  • Manevi Zırh İnanışı: Maduro ve selefi Chavez, Maria Lionza kültü ve Santería gibi yerel inançlara olan yakınlıklarıyla bilinirdi. Halk arasında, bu “tarikatların” liderleri manevi olarak koruduğuna dair güçlü bir inanış vardı. Maduro’nun yakalanması, bu grupların manevi korumasının “kırıldığı” veya “etkisiz kaldığı” şeklinde bir toplumsal algı yaratmıştır.
    4.⁠ ⁠Dini Grupların Rolünün Özeti
    | Grup | Rolü | Tutumu |
    |—|—|—|
    | Evanjelikler (ABD) | Siyasi Lobicilik | Operasyonu “Tanrı’nın zaferi” olarak gördüler. |
    | Katolik Kilisesi | Meşruiyet Kaybı | Hükümetin ahlaki ve hukuki zeminini sarstılar. |
    | Yerel Tarikatlar | Psikolojik Etki | Halkın bir kesiminde Maduro’nun “dokunulmaz” olduğu algısını yıktılar. |
    Sonuç olarak: Cemaat ve tarikatlar bu operasyonu bizzat “yapan” güçler değildir; ancak operasyonun hem sosyal meşruiyetini (Katolikler aracılığıyla) hem de siyasi motivasyonunu (ABD’deki Evanjelik lobisi aracılığıyla) sağlayan temel taşlar olmuşlardır.
    Venezuela’nın mahallelerinde (barrios) ve ordu kışlalarında yaşananlar, bu değişimin en sancılı ve en derin kısmını oluşturuyor. Çünkü bu alanlar, yıllardır “Chavismo” ideolojisinin kalesi olarak biliniyordu.
    İşte bu yeni dönemdeki mahalle direnci ve ordu içi “dini-askeri” dengeler:
    1.⁠ ⁠Mahallelerdeki (Barrios) Direnç ve Dönüşüm
    Venezuela’nın yoksul mahallelerinde Maduro’nun gidişi sonrası büyük bir psikolojik savaş yaşanıyor:
  • “Kızıl” Mahallelerde Dini Yarılma: Geleneksel olarak solcu ve devrimci olan bu mahallelerde, diaspora destekli kiliseler (özellikle Evanjelikler) ile eski rejime bağlı yerel milisler (colectivos) karşı karşıya gelmiş durumda. Bir yanda “hizmet ve gıda” getiren kilise, diğer yanda “ideolojik sadakat” isteyen silahlı gruplar var.
  • Kurtarıcı Algısı: Diaspora fonlarıyla gelen yardımlar, ideolojiyi hızla eritiyor. Mahallelerde “Maduro bizi aç bıraktı, ama kilise ve dış dünya bize bakıyor” söylemi, eski direnci büyük oranda kırmış durumda.
  • Mistik Direniş: Bazı mahallelerde Maria Lionza ve Santería takipçileri, Maduro’nun gidişini bir “ihanet” olarak görüp, bu yeni muhafazakar dalgaya (özellikle Evanjelik baskısına) karşı kendi kültürel kimliklerini koruma amaçlı yeraltı örgütlenmelerine giriyorlar.
    2.⁠ ⁠Ordu İçindeki “Dindar Subaylar” Dengesi
    Venezuela ordusu (FANB) sadece silahlı bir güç değil, aynı zamanda manevi katmanları olan bir yapıdır:
  • Katolik Kurumsallığı: Ordunun üst kademelerinde geleneksel Katolik bağları her zaman güçlüydü. Bu subaylar, operasyon sonrası Kilise’nin “barış ve geçiş” çağrısına uyarak yeni yönetime eklemlenmeyi tercih ettiler. Onlar için Kilise, ordunun onurunu koruyacak bir “liman” işlevi görüyor.
  • “Görünmez” Evanjelik Subaylar: Alt ve orta rütbeli subaylar arasında son 10 yılda gizli bir Evanjelik büyüme yaşandı. Bu subaylar, Maduro döneminde inançlarını saklamak zorunda kalıyorlardı (çünkü rejim bu grupları “ABD ajanı” olarak görebiliyordu). Şimdi bu subaylar, yeni yönetimde daha görünür hale gelerek ordunun içinde “ahlaki temizlik” ve “disiplin” odaklı bir blok oluşturuyorlar.
  • Santería ve “Vudu” Tasfiyesi: Ordu içinde Maduro ve Chavez döneminde çok yaygın olan Küba kökenli Santería ritüelleri ve “ruhsal danışmanlar”, yeni dönemde ordudan tasfiye ediliyor. Yeni askeri doktrin, mistik ritüeller yerine daha “Batılı ve profesyonel” (ancak dindar) bir asker profilini önceliyor.
    3.⁠ ⁠Yeni Dönemin Sosyal Riski: “Dini Çatışma”
    Venezuela daha önce din eksenli bir iç çatışma yaşamamış bir ülkeydi. Ancak şimdi:
  • Kültürel Müdahale: ABD’den gelen fonların sadece gıda değil, “kültürel değişim” dayatması (örneğin yerel inanışların bastırılması), mahallelerdeki yerel kimlikleri kışkırtabilir.
  • İntikam Korkusu: Eski rejimin destekçisi olan dini liderlerin (bazı radikal Katolik rahipler veya Santería babalawo’ları) hedef alınması, mahallelerdeki gerilimi “inanç savaşına” dönüştürme riski taşıyor.
    Özetle:
    Ordu, kurumsal Katoliklik ve yükselen Evanjelizm arasında bir denge kurarak ayakta kalmaya çalışırken; mahalleler, ekmek (kilise yardımı) ile kimlik (eski devrimci inanışlar) arasında bir seçim yapmak zorunda bırakılıyor.
    Bu sürecin sonunda, Venezuela’nın anayasasına “laiklik” yerine “Tanrı’ya atıfta bulunan” daha dindar maddelerin girip girmeyeceği belirliyor.
    ( Yazının devamı gelecek)

Ercan AKPINAR

Yorumlar

Yorum bırakın